Sivas Valiliği himayelerinde ve Sivas Millî Eğitim Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde yürütülen HEDEF Projesi kapsamında planladığımız çalışmalar devam ediyor. Orman Haftası dolayısıyla 21-26 Mart tarihleri arasında okulumuzda çeşitli etkinlikler yapıldı. Sınıf Öğretmeni Fatih Kalkan pano çalışmasıyla öğrencilerimizin ilgisini çekmeyi amaçladı. Son zamanlarda belirli gün ve haftalar birbiriyle çakıştığı ve yoğunlaştığı için etkinlikleri yetiştirmekte zorluk çeksek de özellikle bazı özel günleri çok seviyoruz. Bunlardan biri de Orman Haftası… “Orman” kelimesi sadece söylendiği vakit bile huzur veriyor. Ağaçların varlığıyla mutlu oluyoruz. Çocukların ağaçlarla olan diyalogları geliştikçe günümüzün pek çok davranış probleminin ortadan kalkacağına inanıyoruz. Doğayla temas edebilen çocukların vicdan gelişimlerinin olumlu bir seyir izlediğini gözlemliyoruz. Yeşillikler içinde ve bahçesinde kuş seslerinin yankılandığı okulları düşlüyoruz. “Gölgesine sığınabileceğin bir ağacın olmalı” diyoruz her zaman. Etkinliklerimizi yaparken sohbetle yola çıkıyoruz çoğu zaman. Çocuklarla edilen sohbetlerin tadına doyum olmaz, vakitse hiç yeterli gelmez. Çünkü çocukların söyleyecekleri çoktur. Orman Haftası ile ilgili de çokça sohbet ettik. Sonra çeşitli sanat etkinlikleri, canlandırmalar, belgeseller ve eğitici çizgi film animasyonları ile yolumuza devam ettik. Sunum aşaması bizim için önemli ve anlattıkça anlattık. Orman Haftası bitse de bizim etkinliklerimiz bitmedi. Bu hafta boyunca eksik çalışmalarımızı da tamamlayarak ağaç sevgimizi perçinlemek istiyoruz. Her çocuğun yeşillikler içinde, doğayla dost ve sağlıklı gelişebilmesini diliyoruz. Dramalar, müzik dinleme, sanat etkinlikleri, eğitici videolar, sohbetler, sunular, pano düzenlemeleri, kâğıdın serüveni ve pek çok şey yoldaşımız oldu. Ağaçları seviyoruz hem de çok seviyoruz. Etrafımızda, okullarımızın bahçelerinde, günlük hayatımızın doğal akışı içinde daha çok yeşil alan olsun istiyoruz. Çünkü ağacın ve doğanın sağaltıcı etkisine canıgönülden inanıyoruz. Çocukluktan gelen hayallerimiz var. Meselâ ağaç ev, ne güzel bir düştür o. Çocukken “bir ağaç evim olsa” diye düşünenler vardır ya hani; büyüdüğünde bile hatırlayıp “keşke” diyenler… Olmasa da bir ağaç evimiz, ağaçların içinde büyümüşüzdür. Fidanların arasında, ağaçların gölgesinde, rüzgârların melodisine eşlik eden yaprakların sesinde ne düşler kurmuşuzdur. Toprak, ağaç, su, gökyüzü; çocukluğun tılsımlı türküsü… Çocukluğun öz yurdudur ağaç. Ağaca çıkmamış, ona sevgiyle sarılmamış, söğüt dalından düdük kesmemiş, börtü böcekle yârenlik etmemiş bir insan vicdanını nerede demler? Bir ağacı olsa çocuğun, öğrense varlığa saygıyı; ağacının mevsimler boyu yaşam kaynağı olan bedeninde. Bir ağacı olmalı çocuğun, plastik oyun alanlarından öte, canlı ve deneyime açık, keşif dolu bir dünyası olmalı… Ağaçlar azalınca ne çok şey azalıyor aslında…