Ramazan ve çocuk iki iyi dost; birbirini gözeten vefalı iki dost… Ramazan Bayramımız kutlu, günlerimiz bereketli olsun…
Sivas Valiliği himayelerinde ve Sivas Millî Eğitim Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde yürütülen HEDEF Projesi kapsamında planladığımız çalışmalar devam ediyor. Manevi değerlerimizi derinden hissettiğimiz bayramlarımız eğitimin önemli unsurları olarak gündemimizde yerini alıyor. Özlemle beklenmiş olmalı ki böyle bir hitapla karşılanmış eskiden beri; “Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan”… Beklediğine kavuşanın coşkulu sözü gibi, elinde avucunda ne varsa beklediğinin yoluna sermek gibi. “Geldin” diyor, “ben beklerdim, ümit ederdim, çok isterdim; gelmeyebilirdin, görmeyebilirdim ama geldin, gördüm, iyi ki geldin, hoş geldin” diyor gibi. Böyle karşılanmak ne güzeldir kim bilir ve ne güzeldir böyle bekleyebilmek. Ramazan acaba bambaşka bir mevsim mi? Kendine has hâliyle söyleyen suskun bir şair mi? O suskun şairle aynı hâli paylaşanlar görünmemeyi seçenler mi? Ramazan beklemek mi, O’na inanıp, O’nu düşünüp, O’nun için beklemek mi? O’nu beklemek mi? Ramazan çocuk ruhuna dokunan unutulmaz bir his mi? Öyle bir his ki; yıllar geçse, zaman anlamı farklılaştırsa, değerler aşınsa bile yürekte yaşayan güzel bir his... Çocukluk hazinesinin sedef kaplı sandığında ne değerli anılar birikir. Ramazan da o anıların en latif olanlarının başında gelir. Ah çocukluk, güzel geçen çocukluk; ne kıymetli bir servettir sevgiyle hatırlanan çocukluk! Sahura kaldırsın diye annesine dil döken çocuk, iftarda ezanın müjdesini koşarak taşırken sofraya kanatlanırdı sanki. Neşenin böylesi bir çocuğun yüreğinde yankılanır ancak. “Sen geldin güzelleşti vakit” diyen kişi, çocukken bu sözleri söyleyemese de hâliyle yaşar, bu sözlerin tarlasını hazırlardı o zamandan. Ramazan herkesin gönlünde farklı bir anlam barındırır belki de; saygı, az söylemek, çok düşünmek, okumak, beklemek, az uyumak, kendine dönmek, sakınmak, adap erkân gözetmek, tabiatı dinlemek, yaratılan her şeyi temaşa etmek, neşe duymak, hüzne kapılmak ve bir dolu şey… Ramazan bu diyarın beklenen mevsimi; hoş gelen, hoşça terbiye eden bir muallim, zarif bir esinti, ruha tesir eden incelikli bir vakit. Unutulsa da pek çok incelik, vakte hürmet edilemese de eskisi kadar, yine de gelendir Ramazan. Bekleyenleri olduğunu bildiğinden midir ya da ahde vefasından mı, hep gelendir Ramazan. Bayrama erişen gün emanetlerini bizlere bırakıp gidiveriyor, tekrar dönmek üzere…
Ve bayram sevinci öğrencilerimizi de sardı sarmaladı doğal olarak. Yüzlerinde gülücükler açtı. 28 Mart 2025 tarihinde okul öncesi eğitim sınıfımızda çocuklarımızla bayramlaştık. Şekerli tebrik kartlarımızı hazırladık. Ramazan Bayramı hakkında sohbet ettik ve canlandırmalar yaptık. Anılarımızdan bazılarını paylaştık onlarla. Bayramda ne yapacaklarını anlattılar sabırsızlıkla. Bayram hazırlıklarından bahsederken evlerimizin temizlendiğinden de söz ettik. “Madem sınıfımız da evimiz gibi hep birlikte bayram temizliği yapalım” dedik. Çocuklarımız sorumlu oldukları merkezlerde öğretmenleriyle birlikte temizlik ve düzenleme çalışmaları yaptılar. Özel günlerin sadece eğlence odaklı değil, sorumluluklar ekseninde şekillenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Doyasıya eğlenip önüne ardına bakmayan ve sadece kendi ışığını düşünen bir düzenin hayatımızı işgal etmeye çalıştığını görüyoruz. Abartıdan uzak, hak ve sorumluluk dengesini gözeten, israfa karşı, tevazuya yakın kişiler olalım istiyoruz. Hatalarımızı samimiyetle düşünelim ve kendimizi hizaya çekelim istiyoruz. Çocuklar için yapılanların onlara kazandırdıklarını ve kaybettirdiklerini muhasebe edelim istiyoruz. Tüm bu duygularla bayram için çabalarken nihayetlenen gün, bizim için değerlendirmesi eve uzayan, yoğun ve güzel bir vakit oldu. Öğrencilerimiz tek tek birbirlerine ve sonra bize sarılarak bayramlaşmış oldular. Ramazan ve çocuk iki iyi dost; birbirini gözeten vefalı iki dost… Ramazan Bayramımız kutlu, günlerimiz bereketli olsun…